Türkiye, resmî adıyla Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtaları arasında, kuşbakışı görünümü kabaca doğu-batı doğrultusunda bir dikdörtgeni andıran Anadolu platosu ve Trakya yarımadası üzerinde kurulmuştur. Akdeniz, Karadeniz, bu iki denizi Boğazlar vasıtasıyla birbirine bağlayan Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Eski çağın başlıca uygarlık alanları olan Akdeniz dünyası, Balkanlar, Ortadoğu ve Uzakdoğu göç ve ticaret yollarının kesişim noktasında bulunan Türkiye coğrafyası pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Türkiye, rejimi demokrasi olan bir cumhuriyettir. Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı sonunda 20. yüzyıl başında yıkılmasından sonra, 1923 yılında Türk Kurtuluş Savaşı ile, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulmuştur. Türkiye, Müslüman çoğunluğa sahip ülkeler arasında en gelişmiş ve modern ülke hâline gelmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik sosyal bir hukuk devletidir. Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Konseyi ve İslam Konferansı Örgütü Türkiye’nin üye olduğu uluslararası örgütlerdendir. 3 Ekim 2005 tarihinden itibaren Avrupa Birliği’ne tam üyelik için müzakerelere başlanmıştır.
‘Türkiye’ kelimesi
Bilimadamları ve araştırmacılar Türkiye kelimesinin İtalyancadan geldiğini kabul ederler. Prof. Dr. İlber Ortaylı bir makalesinde Cenevizlı ve Venedikli tüccar ve diplomatların, 12. yüzyılda, Türkiye’yi Turchia ve Turmenia olarak tanımladıklarını belirtir. Ayrıca, Türkiye adı ilk defa 1190′da bir yazılı kaynakta, haçlı seferi vekayinamesinde geçmektedir.
Prof. Dr. Abdulhaluk Çay ise Turchia tanımını çok daha gerilere götürür ve Turchia tabirine ilk defa 6. yüzyılda Bizans kaynaklarında rastlandığını belirtir ve şöyle der “Bu tabir 9. ve 10. yüzyıllarda İdil/Volga nehrinden Orta Avrupaya kadar uzanan saha için kullanılmıştır.” Bu kulanımın Kafkasya bölgesinde Hazar Kağanlığı için Doğu Türkiyesi, Arpad hanedanının kurduğu Macar Devleti için Batı Türkiyesi şeklinde olduğunu ve aynı tabirin 12. yüzyıldan itibaren Anadolu için kullanıldığını belirtir. Tarihte 13-14. yy.da Mısır Memlükleri de Türkiye adını kullanmışlardı: ed-devletüt Türkiya (1250-1387). Batılar, Turchia halkına hiçbir zaman Türkiyeli demeyip, Türk(Turc) demişlerdir.
Osmanlı devletinde, 19. yüzyıla kadar Türkiye adı kullanılmadı, devleti Osmaniye, Memaliki Şahane, Diyarı Rum adları kullanıldı. Daha sonra, Genç Osmanlılar arasında Osmaniye yerine Türkistan, Türkeli, Türkili gibi adlar önerildiyse de, Orta Asya’da Türkistan adlı bir devlet olduğundan bu benimsenmedi. Anayasada (1921) Türkiye adı yazıldı ve 1923′de Türkiye adı resmi olarak kabul edildi.
Ordu
VikiKaynak’ta
Türkiye ile ilgili metin bulunmaktadır.
Türk ordusunun kuruluş tarihi, Mete Han’ın M.Ö. 209′da düzenli orduya geçtiği tarih olarak alınır. Orta Asya’da başlayan uzun öykü, büyük göçlerin neden olduğu hareketlilikle tüm ana karalara yayılmıştı. Doğuda, Hun, Göktürk ve Uygur ulusları, Batıda ise 1040 yılında Oğuz kökenli Türklerin kurduğu başka bir Türk devleti Selçuklu İmparatorluğu, Türkleri dünyaya tanıtmış oldu.
Türk Silahlı Kuvvetleri nin personel mevcudu 850,000′dir.İlgili yasalara göre görevi “2000′li yıllarda, yeni güvenlik sorunlarına ve sorunlara uygun şekilde tepki göstermek, belirsizliklere karşı hazır olmak, iç ve dış tehdit ve risklere karşı ülkenin güvenliğini sağlayabilmek için;
Caydırıcılık,
Güvenlik / Harekat Ortamının Şekillendirilmesi,
Savaş Dışı Harekat (Barışı Destekleme Harekatı, Doğal Afet Yardım Harekatı ve İç Güvenlik Harekatı),
Kriz Yönetimi,
Sınırlı Güç Kullanımı,
Konvansiyonel Harp gibi faaliyetleri icra etmek”
olarak belirlenmiştir. Bu görevleri yerine getirebilmek için çok amaçlı birliklerin kurulması, sayısal fazlalık yerine teknolojik üstünlüğün kurulması, silah ve düzeneklerinin etkinliğini arttıracak teknolojik araştırmaların yapılması ve erken ikaz,darbe, elektronik harp, hava üstünlüğünün kurulması ve darbe gibi ek görevleri de yapmaktadır.[7]
Türk Silahlı Kuvvetleri,
Kara,
Deniz,
Hava Kuvvetleri,
Jandarma Genel Komutanlığı ve
Sahil Güvenlik Komutanlıklarından oluşur.
Türkiye’de her 20 yaşına gelen Türk genci askere alınır. Eğer 20 yaşına geldiği vakit okuluna devam ediyorsa askerliğini erteletir. En az 4 yıllık yüksek okul mezunları kısa dönem askerlik yaparlar.
Türk Ulusu
Ana madde: Türkiye’de yaşayan etnik gruplar
Atatürk; Türk Ulusunu
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye Halkı’na Türk Ulusu denir” şeklinde açıklamaktadır.
Uzaydan TürkiyeBugünkü Türk ulusunun temelleri, 20. yüzyılda gerileyen ve toprak kaybeden Osmanlı’nın kendini tanımlamasıyla ortaya çıkmıştır. 1912-13 yılında kaybedilen Balkan Savaşları sonunda Balkanlar’dan Anadolu’ya göçenlerle Türklük şuurunun gelişmesi, Türk ulusu’nun oluşmasında ilk olgudur. 1915′deki Çanakkale Savaşı ile de bugünkü Türk ulusunun karakteristik özellikleri ortaya çıkmıştır. Çanakkale Savaşı Türk ulusu’nun ne olduğunu özetleyen ikinci olgudur. Çanakkale’den sonra Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması “Türk ulusu”nun tanımlanmasında üçüncü olgudur.
Amerikalı Türkolog Carter V. Findley, Dünya Tarihinde Türkler adlı eserinde, bugünkü Anadolu Türkleri’ni; Orta Asya steplerinde başlayan ve Ankara’da son bulan bir otobüs yolculuğuna benzetir. Otobüs Ankara’ya gelene kadar pekçok ara durakta durmuş ve bu ara duraklarda yolcuların kimileri inmiş ya da bazı yeni yolcular binmiş. Bu duraklarda Türkler pekçok kültürel etkileşime girmişler, yeni dinler tanımışlar fakat en önemli mirasları olan Türkçe’yi korumayı başarabilmişlerdir. Türkçe, Anadolu Türklerinin ve ulusunun anlamlandırılmasında temel etkenlerin başında gelmektedir. İkincisi otobüs pekçok durakta durmuş olsa da Orta Asya’da kurulan medeniyetin getirdiği sağlam kültürel birikim ve miras, kimliklerini korumak için dayanak olmuştur.
Türk ulusunun temel yapı taşını “Orta Asya Türk kültürü” oluşturur. Bunun yanında Anadolu’dan kaynaklanan medeniyetler ile İslamın getirdiği medeniyetler de Türk ulusu içinde kendine yer edinmiştir.
Sanıldığı aksine Türk ulusçuluğu, dünya’da en son gelişen “ulusçuluk hareketleri”nden birisidir. Türk milliyetçiliği Balkanlardaki ayrışmalar sonucunda ancak 20. yüzyılda kendini tanımlamaya başlamıştır. Türk edebiyatında, Türk tiyatrosunda, Türk sanat eserlerinde Batı’da olduğu gibi aşırı milliyetçi duygular, yapılanmalar görülmez. Osmanlı’dan gelen paylaşma sentezi ön plandadır.
Irkçılık veya herhangi bir unsurun diğerlerine baskı yapması anayasanın kesin hükümleriyle yasaklanmış olduğu gibi, halkta da, pek çok Batı toplumunun aksine, ırkçılık eğilimi ve alışkanlığı bulunmaz.
Türkiye’de yaşayan herkes etnik kimliğine bakılmaksızın Türk vatandaşıdır. Türk milleti ve devleti ayrılmaz bir bütündür. Herkesin etnik kimliğine saygı duyulur.
(Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre)
Nüfus
Türkiye’nin 2007 yılı tahmini nüfusu 75 milyondur. Kuruluş döneminde Balkan ağırlıklı olan nüfus, Anadolu vilayetlerindeki yüksek nüfus artışı nedeniyle 1980′lerden sonra Anadolu ağırlıklı olmuştur. 1985 sayımına göre Türkiye nüfusunun yüzde 10′u Trakya, yüzde 13,1′i Karadeniz, yüzde 19,4′ü Marmara ve Ege, yüzde 9,2’si Akdeniz, yüzde 7’si Batı Anadolu, yüzde 24,1′i İç Anadolu, yüzde 4,8′i Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve yüzde 12,4′ü Doğu Anadolu’da yaşamaktadır. Nüfusun yüzde 33′ü kırsal, yüzde 67’si kentsel alanlarda bulunur.
Yaşlara göre nüfus oranı (2006):
0-14 yaş arası: %25,5 (9.133.226 erkek – 8.800.070 kız)
15-64 yaş arası: %67,7 (24.218.277 erkek – 23.456.761 kadın)
65 yaş ve üstü: %6,8 (2.198.073 erkek – 2.607.551 kadın)
Yaş ortalaması
Toplamda: 28,1 yaş
Erkek: 27,9 yaş
Kadın: 28,3 yaş
Nüfus Artışı: %1,06 (2006)
Türkiye’nin en büyük nüfusuna sahip kentleri sırayla İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Adana,Kocaeli, Eskişehir, samsun, Mersin ,ş.urfa Kayseri,manisa, Antalya,Diyarbakır ve Trabzon’dur
Demografi
Türkiye’nin 1927 – 2000 yılları arasındaki Demografik gelişimi 1927 1935 1940 1945 1950 1955 1960 1965 1970 1975 1980 1985 1990 2000
13.648 16.158 17.821 18.790 20.947 24.065 27.755 31.391 35.605 40.348 44.737 50.664 56.473 67.804
Ayrıca bakınız: Türk azınlıklar
Din
Türkiye halkının %99′u İslam dinine mensuptur ve Müslüman’dır. Müslümanlar sistematik olarak Matüridi, Sünni, Hanefi sistemine bağlıdır. Ülkede en fazla Mehmet, Ahmet isimli vatandaş vardır ve bunlar İslam peygamberinin adıdır. Askerine Mehmetçik denir. İslam dini 5 esasıyla Türkiye’de canlı olarak yaşar: Kelimei şahadet, namaz, zekat, oruç, hac. İslam sanatı Türkiye’de mimaride camilerin sıklığında görülür.
Türkiye laik bir ülke olduğundan din ve devlet işleri ayrılmıştır. Dinî veya etnik isimli siyasi parti kurulması anayasaya göre yasaktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında dinin devlet kontrolü dışında yürütülemeyeceği kanaatine varılarak, devlet tarafından denetlenmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Buna dayanarak 3 Mart 1924 tarihinde Başbakanlığa bağlı bir teşkilat olarak Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur. Bu teşkilat bireylere din hizmetini sağlamak ve camii gibi Müslüman ibadet yerlerini yönetmekle görevlidir.
Süleymaniye Camii-İstanbulDinî inanç veya inanmama, dinîi kuralları şahıs olarak uygulama veya uygulamama özgürlüğü anayasa’nın korumasındadır.
1923′ten önce geçerli olan dinîi kanunlar tamamen geçerlilikten kaldırılmıştır.
Osmanlı Devletinde resmî aidiyet unsuru olan ‘Müslüman’ kavramı 1923′ten bu yana kullanılmaz, bu aidiyetin yerine, ulusal aidiyet olan ‘Türk’ kavramı gelmiştir.
Toplam nüfusun çok küçük (%0,2′den az) bir oranını Gayrimüslimler oluşturur. Bunlar 45.000 Ermeni Gregoryen, 25.114 Musevi, 17.194 Süryani, 2.270 Rum Ortodoks ve yaklaşık 5.628 diğer çeşitli din ve mezheplerden insanlardır (Katolik, Arap Ortodoks, Keldani, vs). [8]
Türkiye’deki Rum Ortodoks, Gayrimüslim nufusun büyük bir kısmı, Lozan Antlaşması gereği Yunanistan’a göç etmiştir. Batı Trakya’da yaşayan Müslümanlar ile İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada’da yaşayan Rumlar mübadele dışında bırakılmıştır.
Balkanlar’da ve Kafkaslar’da yaşayan Müslüman ahali Sırp ve Rus Çarlığı orduları tarafından Türkiye’ye sürüldü.
Bugünkü Yunanistan nüfusunun yaklaşık yarısını, Anadolu’dan giden Rumlar oluştururlar. Bu göç edenlerin bir kısmını da hiç Rumca bilmeyen fakat Türkçeyi Yunan alfabesiyle yazan hıristiyanlaşmış Selçuklular yani Türkler oluşturuyordu.Bunlara Karamanlılar adı verilirdi.Yanlış bilgi bulgaristandada 700.000 konya karaman soyundan selçuklu türkü vardır.Ne dinleri nede dilleri değişmiştir. Dinleri Sünni-hanefi dilleride türkiye türkçesidir.
Dil
Ana madde: Türkiye Türkçesi
Türkiye’nin resmi dili Türkçedir. Bugün Türkiye Türkçesi nüfusun büyük bir çoğunluğu tarafından konuşulmaktadır. Bölgelere göre birçok farklı şivesi kullanılmakta olup belli bir eğitim seviyesine ulaşanlar İstanbul ağzını tercih etmektedirler.
Tüm halkın iletişimini sağlayan ve hem resmi dil hem de eğitim dili olan Türkçenin yanında gündelik hayatta başka diller de konuşulmaktadır. Bunlar Abazaca,Arnavutça,Boşnakça Marmara bölgesi’nde ve İç Anadolu’da; Lazca, Gürcüce Karadeniz’de; Kürtçe, Zazaca ve Arapça gibi diller Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde kullanılmaktadır. Çok az sayıda olmalarına rağmen resmen azınlık durumunda bulunan Rumlar, Ermeniler’in bir kısmı ve Museviler’in küçük bir kısmı gündelik hayatta kendi dillerini konuşmaktadırlar.
Diğer yaygın olarak konuşulan dillerle karşılaştırıldığında, daha az sayıda sözcük ve harf ile daha çok bilgi aktarmak olanaklıdır. Diğer pek çok dilde olmayan bir özelliğe göre, bir sözcük köküne ekler ekleyerek, tek sözcüklü tümceler oluşturulabilir.[9] Örnek:
Türkçe İngilizce Almanca Hollandaca
ev house Haus huis
evde at home, within the house im Haus, zu Hause thuis
eviniz your house Ihr Haus uw huis
evinizde at your house in Ihrem Haus in uw huis
evinizdeyiz we are at your house wir sind in Ihrem Haus wij zijn in uw huis
İdari bölümler
Ana madde: Türkiye’nin illeri
Türkiye, idari ve mahalli şartlar göz önünde bulundurularak çeşitli idari bölümlere ayrılmıştır. Merkezi idare kuruluşu bakımından illere, iller ilçelere, ilçeler ise köylere ayrılmıştır. Bunlara Mülki İdare Bölümleri denir. İdari bölümlerin tespitinde coğrafi durumları, ekonomik şartları, kamu hizmetlerinin gerekleri ve ulaşım durumları dikkate alınmaktadır. Türkiye’de en büyük idari birime il adı verilir. Bir il; il merkezi, ilçe merkezleri ve ilçelere bağlı bütün köyleri kapsar. İllerde yönetme ve yürütme görevini, devletin atadığı valiler yerine getirir. Cumhuriyetin ilk yıllarında 63 olan il sayısı, değişen şartlar ve ihtiyaçlara göre bugün 81′e ulaşmıştır. Gelişmiş bir çok ilçe de il olmayı beklemektedir.
İlden daha küçük idari birimlere ilçe adı verilir. Her il, büyüklüğüne göre çeşitli sayıda ilçelerden oluşur. İlçelerde mülki amire Kaymakam adı verilir. En küçük idari birime ise köy adı verilir. Muhtar tarafından yönetilen köy, yönetim açısından ilçe merkezine bağlıdır.
Son nüfus sayımına göre Türkiye’de 81 il, 850 ilçe ve 35.000′den fazla köy bulunmaktadır.
AnkaraKırklareliEdirneTekirdağÇanakkaleBalıkesirBursaYalovaİstanbulKocaeliSakaryaDüzceZonguldakBoluBilecikEskişehirKütahyaManisaİzmirAydınMuğlaDenizliBurdurUşakAfyonIspartaAntalyaKonyaMersinKaramanAksarayKırşehirKırıkkaleÇankırıKarabükBartınKastamonuSinopÇorumYozgatNevşehirNiğdeAdanaHatayOsmaniyeK. MaraşKayseriSivasTokatAmasyaSamsunOrduGiresunErzincanMalatyaGaziantepKilisŞanlıurfaAdıyamanGümüşhaneTrabzonRizeBayburtErzurumArtvinArdahanKarsAğrıIğdırTunceliElazığDiyarbakırMardinBatmanSiirtŞırnakBitlisBingölMuşVanHakkari
Coğrafya ve İklim
Ana maddeler: Türkiye’nin coğrafi bölgeleri, Türkiye’deki dağlar ve Türkiye’nin buzulları
Ana maddeler: Türkiye’nin nehirleri, Türkiye’nin havzaları ve Türkiye’nin Milli Parkları
Türkiye’nin coğrafi bölgeleri
EfesTürkiye’nin toprakları 36° – 42° Kuzey paralelleri ve 26° – 45° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Kabaca bir dikdörtgeni andırır ve genişliği 1.660 kilometredir. Göller dahil kapladığı alan 814.578 km²’dir. Marmara Bölgesi % 8,5, Ege Bölgesi % 12, Akdeniz Bölgesi % 16, İç Anadolu Bölgesi % 18, Karadeniz Bölgesi % 18, Doğu Anadolu Bölgesi % 21, Güneydoğu Anadolu Bölgesi % 7,5 yer tutar. Trakya’nın yüzölçümü 24.370 km² dir. Türkiye’nin kara sınırlarının uzunluğu 2.573 km, adalar dahil sahil uzunluğu 8.333 kilometredir.
Türkiye 6-21 Haziran 1941 tarihinde yapılan Birinci Türk Coğrafya Kongresi’nde 7 ana coğrafi bölgeye ve 21 coğrafi bölüme ayrılmış, Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden dördüne komşu olduğu denizin adı verilmiştir, diğer üç bölge de Anadolu bütünü içindeki konumlarına göre adlandırılmışlardır.
Akdeniz Bölgesi %16, Doğu Anadolu Bölgesi %21, Ege Bölgesi %12, Güneydoğu Anadolu Bölgesi %7.5, İç Anadolu Bölgesi %18, Karadeniz Bölgesi %18, Marmara Bölgesi %8.5, yer tutar.
Van Gölü
Selimiye Camii-Edirne
Pamukkale
Peri Bacaları-Nevşehir
Olimpos’ta dalgıçlar
Antalya körfezi
Ali dağı-KayseriÜlkenin yarısından fazlası, yükseltisi 1.000 metreyi aşan yüksek alanlardan oluşur. Yaklaşık üçte biri orta yükseklikteki ovalar, yaylalar ve dağlar, yüzde 10′u da alçak alanlarla kaplıdır. En yüksek ve dağlık alanlar doğu kesimde yer alır. Kuzey kesimini Kuzey Anadolu Dağları, güney, doğu ve güneydoğu kesimlerini de Toroslar engebelendirir. Ülkenin en yüksek noktası, Ağrı Dağı’nın 5.166 metreye erişen doruğudur. Başlıca geniş düzlükler Çukurova, Konya Ovası ve Harran ovalarıdır. Kaynağı ve denize döküldüğü yer ülke sınırları içinde olan en uzun akarsu 1.355 kilometre uzunluğundaki Kızılırmak’tır. En büyük doğal göl, 3.713 km² alan kaplayan Van Gölü’dür. 817 km²’lik alana yayılan Atatürk Baraj Gölü ise ülkenin en büyük yapay gölüdür. Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada’nın yüzölçümü 279 km²’dir. Kara parçalarının toplam alanı 770,760 km², su alanlarının toplam alanı ise 9,820 km²’ dir.
Dağlar Nehirler Ovalar Göller Adalar Milli Parklar
Ağrı Dağı, 5.137 m Meriç Nehri Çukurova Van Gölü Gökçeada, 279 km² Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı
Palandöken, 3.176 m Kızılırmak Amik Ovası Tuz Gölü Balıkesir Marmara Adası, 177 km² Manyas Kuş Cenneti
Cudi Dağı, 4.135 m Yeşilırmak Konya Ovası Beyşehir Gölü, 656 km² Bozcaada, 36 km² Kızıldağ Milli Parkı
Süphan Dağı, 4.058 m Fırat Nehri Harran Ovası Eğridir Gölü, 468 km² Uzunada, 25 km² Köprülü Kanyon Milli Parkı
Kaçkar Dağı, 3.932 m Sakarya Nehri Kestel Ovası Akşehir Gölü, 353 km² Balıkesir Alibey Adası, 23 km² Düdensuyu Mağarası
Erciyes Dağı, 3.917 m Gediz Nehri Barak Ovası İznik Gölü, 298 km² Balıkesir Paşalimanı Adası, 21 km² Marmaris Milli Parkı
Uludağ, 2.543 m Murat Nehri Iğdır Ovası Burdur Gölü Balıkesir Avşa Adası, 21 km² Kaçkar Dağları Milli Parkı
Amanos Dağları, 3.271 m Dicle Nehri Bursa Ovası Kovada Gölü Göreme Tarihi Milli Parkı
Toros Dağları Seyhan Nehri Erzurum Ovası Manyas Gölü Sapanca Gölü Beyşehir Gölü Milli Parkı
Munzur Dağı Ceyhan Nehri Eymir Gölü Aladağlar Milli Parkı
Hasandağı Göksu Nehri Seyhan Ovası Salda Gölü Karatepe-Aslantaş Milli Parkı
Aladağlar Çoruh Nehri Yüksek Ova Erçek Gölü ve kuş cenneti Beydağları Sahil Milli Parkı
Kaçkar Dağları Büyük Menderes
Buzul (Cilo) Dağı, 4.135 m
Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olması, dağların konumu ve yeryüzü şekillerinin çeşitlilik göstermesi, farklı özellikte iklim tiplerinin doğmasına yol açmıştır. Kıyı bölgelerinde denizlerin etkisiyle daha ılıman iklim özellikleri görülür. Kuzey Anadolu Dağları ile Toros Sıradağları, deniz etkilerinin iç kesimlere girmesini engeller. Bu yüzden iç kesimlerde karasal iklim özellikleri görülür.
Akdeniz iklimi: Akdeniz ve Ege Denizi kıyılarında etkili olan bu iklim tipi, Marmara Denizi’nin güney kıyısına kadar sokulur. Kıyıdan yaklaşık 800 metre yüksekliğe kadar bu iklimin özellikleri görülür. Bu iklim tipinde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır.
Karadeniz iklimi: Türkiye’nin kuzey kıyılarında, dağların denize bakan yamaçlarında görülen bir iklim tipidir. Bu iklimde yaz sıcaklığı, Akdeniz ikliminde olduğu kadar etkili değildir. Kış mevsimi, güney kıyılarına göre soğuk geçer. Yağış miktarı fazladır.
Karasal iklim: Türkiye’nin denizlerden uzak, yeryüzü şekillerinin meydana getirdiği engellerden dolayı deniz etkisinden yeterince yararlanamayan kesimlerinde karasal iklim görülür. İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Trakya’nın iç kesimleri karasal iklimin etkisi altındadır. Buralarda mevsimlik ve günlük sıcaklık farkları büyük, yağışlar genel olarak azdır. Kışlar uzun, soğuk ve karlı, yazlar kısa fakat sıcaktır.
8.000 yıldan bu yana tarım yapılan Çukurova, ayrıca Ege Bölgesi, Bafra ve Çarşamba ovaları dünyanın en bereketli topraklarından sayılır. Tropikal bitkiler de dahil (mersin , anamur gibi dar bir alanda yapılan tropikal meyve tarımı da dahil.) dünyadaki sebze ve meyve çeşitlerinin %90′ı Türkiye’de yetişir.
Türkiye’de Görülen İklim Çeşitleri
Türkiye Faunası
Anadolu parsı (Panthera pardus tulliana).Türkiye faunası birçok farklı hayvan türünü barındırması ile dikkat çeker. Anadolu’nun Asya ile Avrupa arasındaki konumu bunda başlıca etkendir. Farklı iklim özelliklerinde coğrafi bölgelere sahip olduğu için, florasının diğer Orta Doğu ülkelerine göre daha zengin (850 cins altında toplanan 9.000 tür bitki) olması ise diğer önemli etkendir ve bu yüzden, farklı iklim ve besin ihtiyacı olan birçok hayvan türü kendisine uygun yaşam alanı bulabilmektedir.
Böylece, Türkiye’de yalnızca Akdeniz faunasının değil, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kafkaslar ve Arap Yarımadası faunalarının da tipik türleri bulunmaktadır. Ayrıca Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında, çok daha fazla memeli tür barındırır ve bu da Türkiye faunasının ne tipik Avrupa faunasına ne de tipik Orta Doğu faunasına kategorize edilebildiğini gösterir.
Türkiye faunasına ait 160 memeli, 418 kuş, 120 sürüngen, 22 kurbağa, 127 tatlısu balığı, 384 deniz balığı olmak üzere toplam 1230 civarında omurgalı tür tanınır. Ama bu türlerin bazıları tamamen tükenmek üzeredir, bazıları da tehlike altında bulunmaktadır.
Ekonomi
Keban Barajı Kuruluş yıllarında Osmanlı Devleti’nin yıkılış döneminin savaş yenilgileri geçmişiyle başlayan Türkiye ekonomisi 1923 sonrası yıllarda harap vaziyetteydi.İstanbul ve İzmir haricinde ne sanayi, ne sermaye sınıfı, ne altyapı, ne de eğitim mevcuttu. En basit ürünler dahi ithal edilmek zorundaydı. 12 milyonluk nüfusun büyük çoğunluğunu okuma yazma bilmeyen yoksul insanlar oluşturuyordu. Anadolu’daki büyük toprak sahipleri de sanayi burjuvazisini oluşturmaktan çok uzaktı.
II. Dünya Savaşı sonrasına kadar devlet ekonomisiyle yaşayan toplum, 1950′den sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin de etkisiyle büyük bir kapitalist sanayi kalkınma dönemine girdi. Bugün de sürmekte olan bu kalkınma süreci özellikle büyük toprak sahiplerinin, hızla modern sermaye sınıfına dönüşmesine yolaçtı. Anadolu’nun kalkınması ve alt yapısının oluşması sürecinde 200 milyar ABD dolarından fazla borç oluştu. GAP projesi ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu teşvik programları halen sürmektedir.
Yıllık ortalama %6 üzerindeki ekonomik gelişme ile beraber büyük bir değişim ve modernleşme başladı. Öncelikle İstanbul, İzmir ve Mersin, gibi Batı bölgeleri, 1980′den sonra da bütün Anadolu illerinde büyük sermaye ve sanayi oluştu. Bir milyar ABD doları ve üzeri sermayeye sahip holding sayısı 26′ya ulaştı (Forbes 2007 listesine göre). Bunun altındaki yüzbinlerce büyük, orta ve ufak ölçekteki şirket, ve oluşan işçi sınıfı,dinamik bir ekonominin taşıyıcıları oldular.
Eğitim
Ana madde: Türkiye Cumhuriyeti üniversiteleri
Ayrıca bakınız:Türkiye Cumhuriyeti Liseleri
İTÜ’nün AmblemiKuruluş yıllarında toplam 12 milyonluk nüfusun büyük çoğunluğu okur-yazar değildi. Günümüzde bu oran %90′dır. Türkiye eğitim sistemi; 8 yıllık temel eğitime dayanır. Daha sonra 4 yıllık orta öğrenim dönemi vardır. Üniversiteye geçiş Öğrenci Seçme Sınavı ile gerçekleştirilir. Yaygın eğitim kurumları bazında halkeğitimler bulunmaktadır. Açıköğretim sistemi de pekçok öğrenci tarafından kullanılmaktadır.
1930′lara kadar İstanbul Teknik Üniversitesi ile birlikte İstanbul Üniversitesi ülkedeki sadece iki üniversite iken, günümüzde üniversite sayısı 82′dir.
İstanbul Üniversitesi logosuTürkiye’nin en eski üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’nin kuruluş tarihi 1453 yılına, en eski teknik üniversitesi olan İstanbul Teknik Üniversitesi’nin kuruluş tarihi ise 1773 yılına dayanır.
1961 Anayasasının 120. maddesinde üniversiteler özerk kuruluşlar olarak yer alırken, 27 Ekim 1960 tarihli 115 sayılı yasa, 1946 tarihli 4936 sayılı yasanın bazı maddelerini değiştirip yeni maddeler eklemiştir. Bu yasayla Milli Eğitim Bakanlığı’nın Üniversite üzerindeki yetkileri azalmış, fakülte kurullarına daha geniş katılım sağlanmış ve kadro tıkanıklıklarını aşmak üzere yeni düzenlemeler getirilmiştir. Kısaca yönetim, teşkilat, öğretim üyelği ve yardımcılığı konularında daha geniş özerklik koşullarında yeni esaslar konmuştur.[10]
2002 MEB istatistiklerine göre; toplam 6065 lise (ortaoğretim) bulunmaktadır. Bunların 2637’si genel(düz) lise (özel liseler dahil), 3428 tanesi ise mesleki lisedir. [2]
Kültür
Felsefe
Ana madde: Türk felsefesi
Tanzimat dönemiyle Batılılaşmaya başlayan Türklerde modern felsefe ilk olarak askeri ve teknik alanlarda, medrese dışında kurulan yeni okullarda yerleşti. Yanyalı Esat Efendi yeni Aristocu çeviriler yaptı.
Ziya Paşa19. yüzyıldaki yenileşme hareketlerinde Münif Paşa’yla başlayan Batı etkisi, Osmanlı aydınlarını üstün Batı siyaset ve bilimini memlekete uyarlamaya sevketmiştir. Yeni Osmanlılar derneğinde toplanan Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi, Agah Efendi, Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Vefik Paşa Fransız düşünürlerinin etkisinde kaldılar, laik felsefenin ilk başlatıcıları oldular, bu aydınlar geç kalmış Osmanlı aydınlanmacıları ve ansiklopedistleriydi.
Cumhuriyetten sonra yayımlanan ilk felsefe dergisi Felsefe ve İçtimaiyat Mecmuası’dır (1927). Kurucuları Mehmet Servet ile Hilmi Ziya Ülken’dir. Kadrocular bir siyaset felsefesi geliştirmeye çalıştılar.
Edebiyat
Ana madde: Türk edebiyatı
Yazıyı taşıyan en eski belge Kızıl şehrinde bulunuyor.Türkçe, Ural-Altay dil ailesi Altay koluna dahil bir dildir.
Türklerin tarihine paralel olarak Türkçe’nin yayıldığı coğrafi alan çok geniştir. Bugünkü Moğolistan’dan Doğu Avrupa’ya kadar konuşulan Türkçe pek çok lehçe ve şiveye ayrılmaktadır. Tarihi gelişimi içinde Türkçe, VIII-XIII. Asırlar arasında Eski Türkçe, XIII-XX. Asırlar arasında Orta Türkçe, XX asırda yeni Türk Yazı Dilleri ana başlıkları altında üç gurupta incelenmektedir. Türkiye Türkçesi, Orta Türkçenin, Batı Türkçesi kolunun günümüzde kullanılan bölümüdür.
Bugün Türkçe, yaklaşık 250 milyon insan tarafından; Türkiye Türkçesi dünyada 80 milyon insan tarafından konuşulmaktadır.
Batı Türkçesinin ikinci devri olan Osmanlıca (Osmanlı Yazı Dili) İstanbul’un fethinden Osmanlı İmparatorluğu’nun sonuna kadar XV-XX. asırlar arasında devam eden yazı dilidir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türk Dili’ne önem verilse ve yaygınlaştırılsa idi, bugün dünya çapında batı dilleri ve edebiyatları ile yarışabilecek bir konuma sahip olacaktı. İngiltere, Fransa, İspanya gibi memleketler gittikleri yerlere dillerini de götürdükleri halde Türkler bu konuda başarılı olamamışlardır.
Cumhuriyetten sonra 1928′de yapılan Harf İnkılabı ile Arap harfleri terk edilip Latin harflerinin kabulü Türkçe’nin yabancı unsurlardan arındırılmıştır. Türk dili’ni araştırmak ve tabii mecrasında gelişmesine katkıda bulunmak üzere 1932 yılında Türk Dil Kurumu kurulmuştur.
Türk Edebiyatı, Türklerin dahil oldukları üç medeniyet ve kültür dairesine paralel olarak üç safhada incelenmektedir:
İslamiyetten önceki Türk Edebiyatı
İslamiyetten sonraki Türk Edebiyatı
Batı tesirindeki Türk Edebiyatı
Türk dilinin ve edebiyatının tespit edilebilen en eski yazılı metinleri VII. Asrın sonlarına ve VIII. Asrın ilk yarısına ait olan dikili taşlardır. Bunlar arasında yer alan 732′de Kültigin, 735′de Bilge Kağan, 720′de Tonyukuk adına dikilen Orhun Yazıtları gerek muhtevaları, gerekse mükemmel dil ve üsluplarıyla Türk dili ve edebiyatının ve tarihinin şahaserleri arasında yer almaktadır. Bu dönemden günümüze ulaşan Türk destanları arasında Yaratılış, Saka, Oğuz Kağan, Göktürk, Uygur, Manas destanları sayılabilir. XIV. asırda yazıya geçirilen “Dede Korkut Kitabı” destan döneminin hatıralarını saklayan, gerek muhteva gerekse dil ve üslup mükemmeliyeti bakımından önem arz eder.
Türk edebiyatının bir yazarı olan Orhan Pamuk, 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü ‘ne layık görülmüştür.
Folklor
Ana madde: Türk Halkbilimi
Halkıyat karşılığı vererek bilimi ilk olarak Ziya Gökalp ile Fuad Köprülü 1913’te dile getirdiler. Halkbilimi veya yaygın kullanımıyla folklorun ilk Türk kaynakları Orhun Abideleri’dir. Bilimsel döneme kadar çeşitli kaynaklarda atasözleri, efsaneler, hikayeler, masallar, türküler, seyahatnameler bulunmaktadır.
Nasreddin Hoca heykeli, BuharaTürkiye’de folklor araştırmalarında halk edebiyatı, etnoloji ve Türkiyat ile halk kültürünün belli başlıkları ortaya çıkarılmıştır. Gelenekler ve töreler doğum, düğün, ölüm kültürleriyle yaygın bir folklor ağıdır.
Mutfak
Türk Mutfağı yemek listeleri
Türk mutfağı, Çin ve Fransız mutfaklarıyla beraber dünyanın en zengin mutfaklarındandır. Coğrafyası ve tarihi gereği, Türk mutfağı çok büyük bir çeşitlilik oluşturur. Türk mutfağı, Mezopotamya ve Balkan mutfaklarıyla etkileşime girmiştir, İstanbul Osmanlı Saray mutfağı da Türk mutfağının önemli bir kısmını oluşturur.
Osmanlı Saray Mutfağı’ında çok çeşitli çorba, zeytinyağlı sebze, etli yemek, balık, börek, tatlı mönüleri mevcuttur. Saray mutfağı, Bizans İmparatorluğu’dan Osmanlı’ya yüzyılların saray zevki ve tecrübesiyle oluşan elit bir mutfaktır. O dönemlerde, Halk ve köy mutfağı ise sade ve basittir.
Her yörenin ve köyün kendine özgü yemekleri bulunmaktadır.
Günümüzde, Saray kültürü ile halk kültürünün karışımı bir “Türk mutfağı” ortaya çıkmıştır. Birçok saray yemeği, halk tarafından benimsenmiştir.
Basın
Hürriyet Gazetesi’nin ilk sayısıTürkiye’de Radyo ve Televizyonculuk basın özgürlüğüne göre yürütülmektedir. TRT (Türkiye Radyo Televizyon Kurumu) kamu yayıncılığı yapmakta olup Türkiye’nin ilk televizyon kanalıdır.[11] 5 televizyon ve de 5 radyoyla ülke geneline yayın yapmaktadır. TRT’nin kuruluş amacı rekabet ve kar elde etmek değil, kamu yararını korumak ve kaliteli yayın yapmaktır. TRT İnt ve TRT Türk ile dünyaya açılmaktadır.
Türkiye pazarında 21 ulusal, 14 bölgesel ve de 229 yerel televizyon kanalı rekabet halindedir. En çok izlenen özel ulusal kanallar Kanal D, ATV, Show TV ve Star’dır. Bunların yanında haber ve ekonomi ağırlıklı pekçok kanal bulunmaktadır. Ülkenin çok izlenen müzik içerikli TV kanallarıda çeşitlilik göstermektedir.
Görsel basının yazılı basına göre daha güçlü olduğu Türkiye’de, en çok okunan gazeteler ise; Zaman, Posta ,Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet ve Sabah’tır.
Türkiye’nin önde gelen medya grupları ve ellerinde bulundurdukları markalaşmış basın yayın organları şöyledir:
Aydın Doğan Grubu: Görsel basın: Kanal D, Star, CNN Türk,D-smart Yazılı basın: Hürriyet, Milliyet, Radikal, Posta, Fanatik.
Çukurova Grubu: Görsel basın: Show TV, Sky Türk, Digiturk. Yazılı basın: Akşam.
TMSF: Görsel basın: ATV,Kral TV,KANAL 1 Yazılı basın: Sabah,Takvim, Fotomaç.
FOX TÜRKİYEGörsel basın: , FOX TV, Yazılı basın: Türkiye Gazetesi.
Doğuş Grubu: Görsel basın: NTV, CNBC-E,e2
Albayrak Grubu: Yazılı basın: Yeni Şafak.
Samanyolu Grup: Görsel basın: STV,Samanyolu Haber,Yumurcak tv,Mehtap tv
7 grup :Görsel basın: Kanal 7,Haber 7,TVT
TRT:Görel basın:TRT 1,TRT 2-TRT 3,TRT 4,TRT İnt,TRT Türk
POWER GRUP:Görsel basın:Powertürk TV,:Radyolar:Powertürk FM,POWER FM,Power XL
3984 sayılı Kanuna göre, Türkiye’de özel yayıncılığı RTÜK denetlemektedir.[12]
Sinema
İlk Türk filmi Fuat Uzkınay tarafından çekilen ‘Ayastefanos’daki Rus Abidesinin Yıkılışı’ (1914) oldu o günden 2006 yılına kadar 4827 adet dizi ve film çekimi yapıldı. Metin Erksan’ın yönettiği siyah beyaz film Susuz Yaz 1964 Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanmıştır.[13] 1970′li yıllarda Yeşilçam film sektörü Türkiye’ye sayısız film kazandırdı ve önemi bugün de her zaman belirtilmektedir. Türkan Şoray, Filiz Akın, Yılmaz Güney, Kadir İnanır, Ediz Hun gibi daha birçok sanatçının profesyonel oyunculukları bugün bile bir örnek teşkil etmektedir. Fakat 1970′li yılların sonlarına doğru pornografik içerikli filmlere ağırlık verilmesiyle, film sektöründe bir yozlaşma süreci başladı. Bunun sonucunda eskisi gibi önemli filmler çekilememeye ve de Türkiye genelinde önceden dolup taşan sinemalar bir bir kapanmaya başladı.
Politik yaşamın durduğu 80′li yıllarda cezaevinden kaçarak Fransa’ya yerleşen Yılmaz Güney’in Yol filmi Yılmaz Güney ve Şerif Gören’e Altın Palmiye ödülünü getirmiştir.[14]
1990′lı yıllarda sinemanın canlanmasında “Eşkiya” filmi bu bağlamda adeta ön rol oynamıştır. 2000′li yıllara girilmesiyle Türkiye’de birçok film çekilmeye başlanmıştır. Her ne kadar Yeşilçam’da olduğu gibi henüz bir sektör haline gelmese de, bazı yönetmenlerin çabalarıyla iyi işler çıkartılabilmektedir. Örneğin Nuri Bilge Ceylan yönetmenliğindeki “Uzak” adlı film 2003 Cannes Film Festivali’nde “Jüri Büyük Ödülü”nü kazanmıştır. Aynı şekilde Fatih Akın’ın yönetmenliğinde çekilen “Gegen die Wand” (Duvara Karşı) adlı film, Berlin Film Festivali’nde “Altın Ayı” ödülünü kazanmıştır.[15]
“Kurtlar Vadisi Irak” adlı 10 Milyon dolar bütçeyle Türkiye’nin en masraflı yapımı unvanını taşıyan film, Anti-Amerikanizm içerdiği iddialarıyla Türkiye’de olduğu kadar yurt dışında da çok tartışılmaktadır.
Bugüne kadar en çok seyredilen filmler “G.O.R.A.”, “Dondurmam Gaymak”, “Kurtlar Vadisi Irak”,”Babam ve Oğlum”, “Hokkabaz” olup, en çok seyredilen diziler ise Kurtlar Vadisi ve Avrupa Yakası’dır.[kaynak belirtilmeli]
Spor
Demirkazık, Aladağlar
Atatürk Olimpiyat StadıGeleneksel bir Türk sporu olan güreşin en önemli karşılaşması Kırkpınar Yağlı Güreşleri’dir. Türklerin MÖ 4. yy.dan beri güreş yaptıkları bilinmektedir. İlkbahar aylarında doğanın canlanışı için yapılan kutlamalarda, evlenme merasimlerinde, zafer şölenlerinde hep güreş müsabakalari yapılırdı. 1996 yılında Geleneksel Spor Dalları Federasyonu kurulmuş ve yağlı güreş için önemli bir adım atılmıştır.
Türkiye’de en çok sevilen sporlardan biri de Futboldur. Futbol ligler halinde oynanmakta ve bunların en büyüğü Turkcell Süper Ligi’dir. Lig şampiyonu olabilmiş olan takımların üçü (Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray) İstanbul takımı, sadece bir tanesi (Trabzonspor) ise Anadolu takımıdır. Futbol kulüpleri Türkiye Futbol Federasyonu çatısı altında toplanmıştır. [16]
Galatasaray UEFA Kupası’nı yenilmeden kazanan iki takımdan biridir, ayrıca Şampiyonlar Ligi gruplarını 3′üncü olarak bitirip bu kupayı kazanan tek takımdır. 1999-2000 yılında, finalde İngiltere’nin Arsenal kulübünü penaltılarla yenen Galatasaray, bir Avrupa Kupası kazanan ilk Türk futbol kulübü olmuştur. Galatasaray aynı yıl; Super Kupa’yı da Real Madrid’i 2-1 yenerek kazanmıştır.
Türkiye’de spor kulübü sayısı, 1999 verilerine göre 5.988’dir. Bunun 4.828’i futbol branşında, 1.160’ı ise diğer spor branşlarında faaliyet göstermektedir. Yani, her 10.455 kişiye bir spor kulübü düşmekte, futbol branşı baz alındığında ise her 12.967 kişiye bir futbol spor kulübü düşmektedir. İl bazında ise, Uşak’ta 3874 kişiye bir spor kulübü düşerken, Ankara’da 14.004 kişiye, İstanbul’da 14.474 kişiye bir spor kulübü düşmektedir. Böylece, Ankara, İstanbul gibi büyük iller Türkiye ortalamasının altında kalmaktadır. Nüfusa göre spor kulübü başına düşen en fazla insan sayısı ise Kilis’te bulunmaktadır (36.681). Yine özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinden Kahramanmaraş, Mardin, Şırnak, Van, Şanlıurfa ve Diyarbakır’da da kulüp başına düşen insan sayısı oranları açısından iyi durumda değillerdir.[17]
Türkiye’de spor yapan insanların toplam nüfusa oranı % 1-2 kadardır. Mevcut spor federasyonlarının lisanslı sporcu sayısı 122.939’dur. Spor federasyonları şu dallarda kurulmuştur:Atletizm, avcılık ve atıcılık, badminton, baseball, basketbol, bedensel engelliler, bilardo, binicilik, bisiklet, bocce, boks, briç, buz pateni,cimnastik, dağcılık, eskrim, futbol, geleneksel spor, golf, güreş, halk oyunları, halter, hapkido, hentbol, izcilik, judo, kano ve rafting, karate, kayak, kikboks, kürek, masa tenisi, modern pentatlon, motosiklet, muay tay, okçuluk, otomobil ve motor, oryantiring, satranç, sayokan, sualtı ve cankurtarma, sutopu, tekvando, tenis, triatlon, üniversite sporları, voleybol, vücut geliştirme, yelken, yüzme.
Nüfusa göre sporcu oranı 509 iken bu oran futbol branşında 148’dir. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Futbol Federasyonu’na kayıtlı toplam lisanslı sporcu sayısı 544.572’dir. Türkiye nüfusuna göre oranı ise 115’dir. Bu orana göre ülkemizde her 115 kişiden biri spor yapmaktadır.
Nüfus başına düşen sporcu oranı en iyi durumdaki ilYalova’dır (37). İkinci olarak Kırklareli gelmektedir (55). Sayısal açıdan en kötü durumda olan illerimiz ise Diyarbakır (375) ve Şırnak (383) gözükmektedir. Bu arada İzmir ili nüfusu başına düşen sporcu sayısı 99, İstanbul ilinde 107, Ankara ilinde ise 153’tür. Bu verilere göre başkent Ankara dahi Türkiye ortalamasının altında kalmaktadır.[18] Ayrıca 2000 yılında Galatasaray futbol takımının almış olduğu UEFA ve SÜPER kupala sayesinde Türkiyenin önemli ölçüde futbol bazında reklamı yapılmıştır.
Tatil ve Bayramlar
Resmî tatiller
1 Ocak – Yılbaşı
23 Nisan – Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
19 Mayıs – Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı
30 Ağustos – Zafer Bayramı
29 Ekim – Cumhuriyet Bayramı
Ramazan Bayramı (3 gün)
Kurban Bayramı (4 gün)
Dinî bayramlar
Ramazan Bayramı (3 gün)
Kurban Bayramı (4 gün)
Ulaşım ve Taşımacılık
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları
Türkiye’de 10.984 km demiryolu, 450,000km karayolu, 1,200km suyolu, 4,621km doğalgaz, 3,543km hampetrol borusu bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye’de 120 havaalanı, 20 Helikopter alanı bulunmaktadır.
KAYNAK: http://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiyehttp://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiyehttp://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiyehttp://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiye
Recent Comments